Mor Evgin Manastırı (doğu'nun Sümela Manastırı)
Mor Evgin Manastırı (doğu'nun Sümela Manastırı)
Mor Evgin Manastırı (doğu'nun Sümela Manastırı)
Mor Evgin Manastırı (doğu'nun Sümela Manastırı)
Mor Evgin Manastırı (doğu'nun Sümela Manastırı)
Mor Evgin Manastırı (doğu'nun Sümela Manastırı)
50km

Mor Evgin Manastırı (doğu'nun Sümela Manastırı)

Tarihi ve Önemi

Ortalama okuma süresi: 2 dk
Nusaybin Ovası'na ve Suriye sınır hattına yukarıdan bakan görkemli sarp falezler üzerinde konumlanan Mor Evgin Manastırı, asırlardır Süryani dünyasında "Manastırların Anası" unvanıyla kabul gören eşsiz bir bilgelik ve inanç merkezidir. Manastırın köklü tarihçesi, MS 4. yüzyılın ortalarında Mısır'daki Antonius manastır geleneğinden gelerek Tur Abdin coğrafyasına yerleşen Aziz Mor Evgin (Augin) ve onun beraberindeki 70 müjdecisine dayanmaktadır. Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu kutsal yapı, kısa sürede Mezopotamya'da keşişlik ve münzevi yaşamın kalbi haline gelmiş; altın çağlarında aynı anda 350'den fazla rahibin ilim tahsil ettiği devasa bir teoloji üniversitesine dönüşmüştür. Buradan yetişen rahipler, inanç öğretilerini Hindistan ve Orta Asya gibi Uzak Doğu ülkelerine kadar ulaştırmış, bu küresel hizmetleri nedeniyle Mor Evgin'e Süryani kültüründe "İkinci Mesih" unvanı layık görülmüştür.

Deniz seviyesinden yaklaşık 900 metre yükseklikte dikey bir kaya kütlesi üzerine kat kat inşa edilen manastır kompleksi, sivil ve dini taş mimarinin en çarpıcı ve sarsıcı örneklerinden biridir. Kompleksin ana yapısı; heybetli bir iç avlu etrafında şekillenen anıtsal Mor Evgin Kilisesi, azizlerin ve hizmetkarların kabirlerinin yer aldığı kutsal mahzenler, asırlık vaftiz odaları ve kayaların içine derinlemesine oyulmuş onlarca gizli inziva hücresinden (kuzularından) meydana gelmektedir. Tarihi İpek Yolu'na bakan manastırda geçmişte rahiplerin ürettiği 300'ü aşkın su testisiyle, dağ eteklerinden geçen kervanların ve yolcuların su ihtiyacını karşılama geleneği yürütülmekteydi. Uzun süren sessizlik dönemlerinin ardından yeniden ihya edilen mabedi bugün özel kılan detaylardan biri de 1959 yılında Almanya'da özel olarak bronzdan dökülen ve manastıra bağışlanan tam 1 ton 298 kilogram ağırlığındaki Türkiye'nin en büyük ve en ağır kilise çanıdır. Uçsuz bucaksız Mezopotamya ovasını kucaklayan mistik atmosferi, sarp dağ patikaları ve anıtsal taş oymacılığıyla Mor Evgin Manastırı, kültür turlarının bölgedeki en benzersiz ve heyecan verici keşif rotasıdır.

Fotoğraflar