Tarihi ve Önemi
Ortalama okuma süresi: 2 dk
Mardin'in Şehidiye Mahallesi'nde ana caddeye sıfır bir konumda yükselen Şehidiye Medresesi ve Camii, kentin en karakteristik Artuklu dönemi eserlerinden biridir. Tarihi vakfiyelere ve kaynaklara göre inşaat süreci 1201-1239 yılları arasında hüküm süren Sultan Melik Nasreddin Artuk Aslan döneminde başlatılmış, oğlu Melik el-Said tarafından tamamlanarak vakfiyesi kurulmuştur. Külliye, asırlar boyunca İslam hukukunun ve teolojisinin okutulduğu, bünyesinde türbe, cami ve medrese hücreleri barındıran büyük bir eğitim üssü olarak hizmet vermiştir. Nitekim medresenin banisi olan Artuk Aslan'ın kabri de külliye içerisindeki anıtsal türbe bölümünde yer almaktadır. Yapının doğu kanadı tarihi süreçte yıkılmış olsa da gerçekleştirilen restorasyonlarla günümüze sağlam bir şekilde ulaştırılmıştır.
Yapıyı dünya mimarlık literatüründe ve seyahat kartpostallarında ölümsüz kılan en can alıcı unsur, güneybatı köşesinde parıldayan eşsiz minaresidir. Orijinal minaresinin yıkılmasının ardından 1916-1917 yılları arasında dönemin efsanevi Ermeni baş mimarı Sarkis Lole tarafından eklektik bir tarzda ve o dönemin mühendislik harikası sayılabilecek bir teknikle, hiçbir ahşap iskele kurulmadan (iskelesiz) inşa edilmiştir. Bu minare, tıpkı Edirne'deki Üç Şerefeli ve Selimiye camilerinde olduğu gibi, her iki şerefesine birbirini görmeyen ayrı helezonik taş merdiven yollarından çıkılan özel bir tasarıma sahiptir. Dikdörtgen planlı ve iki enine nefli ana ibadet salonu, avlusunu süsleyen estetik taş revakları ve medrese odalarıyla yapı bütünlüğü kusursuzdur. Hemen önünde bulunan seyir terasları ve kafeteryaları, ziyaretçilere bu yivli minarenin gölgesinde uçsuz bucaksız Mezopotamya ovasını panoramik olarak izleme imkanı sunar. Aktif olarak ibadete açık olan Şehidiye Camii, Mardin kültür ve inanç turlarının en vazgeçilmez, en çok fotoğraflanan anıt eserlerinden biridir.
Yapıyı dünya mimarlık literatüründe ve seyahat kartpostallarında ölümsüz kılan en can alıcı unsur, güneybatı köşesinde parıldayan eşsiz minaresidir. Orijinal minaresinin yıkılmasının ardından 1916-1917 yılları arasında dönemin efsanevi Ermeni baş mimarı Sarkis Lole tarafından eklektik bir tarzda ve o dönemin mühendislik harikası sayılabilecek bir teknikle, hiçbir ahşap iskele kurulmadan (iskelesiz) inşa edilmiştir. Bu minare, tıpkı Edirne'deki Üç Şerefeli ve Selimiye camilerinde olduğu gibi, her iki şerefesine birbirini görmeyen ayrı helezonik taş merdiven yollarından çıkılan özel bir tasarıma sahiptir. Dikdörtgen planlı ve iki enine nefli ana ibadet salonu, avlusunu süsleyen estetik taş revakları ve medrese odalarıyla yapı bütünlüğü kusursuzdur. Hemen önünde bulunan seyir terasları ve kafeteryaları, ziyaretçilere bu yivli minarenin gölgesinde uçsuz bucaksız Mezopotamya ovasını panoramik olarak izleme imkanı sunar. Aktif olarak ibadete açık olan Şehidiye Camii, Mardin kültür ve inanç turlarının en vazgeçilmez, en çok fotoğraflanan anıt eserlerinden biridir.

